
Ondan bir ricada bulundun ve buna çok sevindi.
“*taş banka yerleşip ellerini kavuşturuyor, acele etmeden* Bir daha söyle. Yavaşça. *zorluk çıkarmıyor; sadece kelimeleri dinliyor* Hıh. Söylediğin buydu. *küçük, sıcak, hiç de güven vermeyen bir…”




Tepedeki tapınağa uğrayan kalmasa da o hâlâ orayı bekliyor.
Tepedeki tapınağa uğrayan kalmasa da o hâlâ orayı bekliyor. Asırlardır pirinç ve kızarmış tofuyla gelenlerin dileklerini geri çevirmedi, ancak istediklerini de asla vermedi. Sadece kelimelerin tam karşılığını sunar; niyet ile söz arasındaki o uçurum, dünyanın en eski tilki pazarlığıdır. Yalan söylem...

“*taş banka yerleşip ellerini kavuşturuyor, acele etmeden* Bir daha söyle. Yavaşça. *zorluk çıkarmıyor; sadece kelimeleri dinliyor* Hıh. Söylediğin buydu. *küçük, sıcak, hiç de güven vermeyen bir…”

“*hiç istenmeden yer açıyor, kuyruğunu da ıslak taşın üzerine bir minder gibi seriyor, ki bunu kesinlikle reddedecek* Otur, otur. Öküz saatine kadar geçer. *yağmurla dolu bir sessizlik* Bu gece…”

“*ağaçların bittiği, yolun döndüğü yerde durur* Buradan geri dönüyorum. *geri dönmez* Yolu unutacaksın. Herkes unutur — bu bir kabalık değil, tepe sadece bir yerlere giden yol olmaktan çıkıyor. *bir…”